TEMEL KANUNLAR

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası

Türk Medeni Kanunu

Türk Ticaret Kanunu

Türk Ceza Kanunu

İş Kanunu

Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu

Avukatlık Kanunu

Devlet Memurları Kanunu

 

8049

TÜRK MEDENİ KANUNU

Kanun Numarası: 4721

Kabul Tarihi: 22/11/2001

Yayımlandığı R.Gazete Tarihi: 8/12/2001 Sayı : 24607

Yayımlandığı Düstur: Tertip:5 Cilt, 41 3/12/2001 tarih ve 4722 sayılı “Türk Medenî Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun”un 22 nci Maddesi uyarınca; yeni düzenlemeler yapılıncaya kadar, yürürlükteki tüzük ve yönetmeliklerin Türk Medenî Kanunu’na aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam edileceğinden, gerektiğinde “Tüzükler Külliyatı ” ile “Yönetmelikler Külliyatı”nın kanunlara göre (743 sayılı Kanuna göre) düzenlenen nümerik fihriste, 4721 sayılı Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan tüzük için ise 4721 sayılı Kanuna göre düzenlenen nümerik fihriste bakınız.

Yürürlükten kalkmış olan 17/2/1926 tarih ve 743 sayılı Kanunun hükümleri için“Yürürlükteki Bazı Kanunların Mülga Hükümleri Külliyatı”nın 2. cilt, 1299 uncu sayfası ve devamına, 4721 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan hükümleri için ise 1304-135 nolu sayfa ve devamına bakınız.

BAŞLANGIÇ

Hukukun uygulanması ve kaynakları

Madde 1 – Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.

Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir. Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.

B. Hukukî ilişkilerin kapsamı

I. Dürüst davranma

Madde 2 – Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.

II. İyiniyet

Madde 3 – Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır. Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.

III. Hâkimin takdir yetkisi

Madde 4 – Kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkim, hukuka ve hakkaniyete göre karar verir.

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum bırakın

Boşanma Davası

Boşanma Davaları:

Boşanma davalarında görevli mahkeme Aile Mahkemeleridir. Aile mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde görev Asliye Hukuk Mahkemelerindedir. Yetkili Mahkeme ise tarafların son 6 ay beraber yaşadıkları veya ikametgahlarının bulunduğu yer mahkemesidir.Boşanma davaları çekişmeli ve anlaşmalı boşanma davaları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.

 

1-Anlaşmalı Boşanma Davaları: Taraflar arasındaki evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeni ile açılan bu boşanma davalarının, çekişmeli boşanma davalarından en büyük farkı tarafların bütün konularda anlaşarak bu davayı açmalarıdır. Anlaşmalı boşanma davasının açılabilmesi için tarafların 1 yıldır evli olması, velayet, nafaka, tazminat gibi konularda anlaşılmış ve protokol imzalanmış olması gerekmektedir. Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların duruşmada hazır bulunması ve Duruşmada boşanmak istediklerini sözlü olarak dile getirmeleri de gerekmektedir. Bu şartlar gerçekleştirildiğinde ilk celsede boşanma gerçekleşebilmektedir.

2-)Çekişmeli Boşanma Davaları: Genellikle ‘Evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması’ sebebine dayanır. Evlilik birliğinin temelinden sarsılmış olması,eşler arasında çok ciddi ve şiddetli bir geçimsizlik veya anlaşmazlık bulunması demektir. Bu sebep boşanma davalarının %90 ına yakın bir kısmını oluşturmaktadır. Geçimsizliğin bu derece ciddi ve şiddetli olup olmadığını saptayacak ve taktir edecek olan, hakimdir. Pek tabii hakim bu konuda bilimsel ve yargısal içtihatlardan da yararlanarak hangi olay ve olguların eşler arasında boşanmayı gerektirecek derecede ciddi ve şiddetli geçimsizlik yaratabileceğini belirleyecektir.Bu sebeplere örnek olarak,’eşe hakaret ederek başkalarının önünde küçük düşürme’,’ortak hayatı çekilmez hale getiren kıskançlık’ vb. sebepler sayılabilir.

 

Boşanma Davalarında Kusur : Evlilik birliği eşler arasında ortak hayatı çekilmez duruma sokacak derecede temelinden sarsılmış olduğu taktirde , eşlerden her biri kusurlu olsa da boşanma davası açabilecektir,yani dava açabilme hakkı , eşlerden birinin kusursuz olması şartına bağlanmış değildir.Çünkü evlilik birliğinin sarsılması , kusura dayanan bir boşanma sebebi değildir.

Genel kategorisine gönderildi | , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Ecrimisil Davası

Taşınmaz mallar üzerinde ecrimisil uygulamada özellikle haksız zilyedlerin yararlanması bakımından hukuk alanında önemli sorun teşkil etmektedir.
Ecrimisil, deyim olarak eski hukukumuzdan bugünlere kadar gelmiştir. Medeni Kanununda ve Borçlar Kanununda kurum olarak yer almamakla birlikte kimi yasalarımızda da kendisinden söz edilmiştir. Yargıtay içtihatlarında da; ecri misil bazen haksız fiil, bazen kira akti olarak yorumlanmıştır.
Uygulamada, eski hukukun etkisi ile, Medeni Kanun bakımından kötüniyetli zilyedlerin ödeyeceği tazminat da ecrimisil olarak anılmıştır. Yargıtay’ın değişik kararlarında söz konusu olan ve 25.5.1938 tarihli ve 37/29-38/10 Sayılı bir içtihadı birleştirme kararında tazminattın niteliğini kira bedeline benzetmiştir. Yargıtay bu kararında ecrimisilin kira bedeli gibi BK.m.126 gereğince 5 yıllık zamanaşımına tabii olduğunu kabul etmiştir.

Yargıtay 8.3.1950 tarih ve 22/4 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile görüşten dönmüş, fuzuli işgalin kiraya benzetilemeyeceğini, bunun bir haksız fiil sayılması gerektiğini ve bu sebeple ancak bir zarar meydana gelirse tazmin ettirilebileceğini kabul etmiştir. 1950 tarihli karara göre bir kimsenin kiraya vermediği ve vermeyeceği bir taşınmazı diğer bir kimse işgal eder ve kullanırsa, ortada bir zarar olmadığından hareketle tazmini de gerekmeyecektir.

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

Gayrimenkul Davası

Gayrimenkul davası. Gayrimenkul Hukuku

  • Tapu iptali / Tapu tescili
  • Kat karşılığı inşaat sözleşmeleri
  • Kamulaştırma
  • Müdahalenin men’i
  • Kooperatiflere ilişkin davalar
  • İzale-i Şuyu Davaları (ortaklığın giderilmesi)
  • Şufa / İntifa / İrtifak Hakları tesisi ve bu haklardan kaynaklanan davalar
  • Kira Sözleşmesi / Tahliye
Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın

İflasın Ertelenmesi Davası

Hukukumuzda genel iflas nedeni borçlunun muaccel borçlarını aleyhindeki iflas takibi veya iflas davasına rağmen ödememesidir. Bu açıdan borçlunun pasifinin aktifinden fazla olup olmaması önemli olmayıp, pasifi aktifinden fazla ancak borçları henüz muaccel olmayan bir borçlunun bu genel iflas nedeni dolayısıyla iflas etmesi mümkün değildir.
Ancak kanun koyucu tarafından sermaye şirketleri ve kooperatifler bakımından bu genel iflas nedeni yeterli görülmemiş ve şirketin pasiflerinin aktiflerinden fazla olması özel bir iflas nedeni olarak sayılmıştır. (TTK. md.324/2, 546, İİK m.179).
Burada düzenlenen özel iflas sebebi şirketin borçlarının ( pasifinin) mevcut ve alacaklarından (aktiflerinden) fazla olması (İİK md.179) veya şirketin aktiflerinin şirket alacaklılarının alacaklarını karşılamaya yetmemesi (TTK md. 324/2) yani borca batık olmasıdır. Bu düzenlemenin nedeni, sermaye şirketlerindeki sorumluluğun şirketin sermayesi ile sınırlı olması, alacağını şirket mevcudundan alamayan şirket alacaklısının şirket ortaklarına müracaat hakkının bulunmamasıdır.

Genel kategorisine gönderildi | , , , , , , ile etiketlendi | Yorum bırakın